Bizi Zorunlu "Tercihe" Zorluyorlar; Tercihimiz "Zorunlu Direniş" Olacak!

Ülkemizde sürekli olarak tartışılan ve artık yapboz tahtasına dönen, her yıl değiştirilen müfredatlar, 4+4+4 eğitim sistemi ile üzerinde yine her yıl oynanan sınav sistemi artık algılanamaz ve yakalanamaz hale geldi.

Her yıl yeni bir düzenlemeyle bizlere dayatılan eği­tim sistemi o kadar alelacele yapılmaktadır ki, gidip her­hangi bir eğitimciye sorsak son halini anlatamayacaktır. Oysa eğitim uzmanlarının genel kanaati bir model değiş­tiğinde o modelin olumlu ya da olumsuz bir durum yarat­masının anlaşılması için en az 20 yıl beklenmesi gerekilmektedir. Çünkü çocukluk çağında yapılan bir de­ğişimin sonuçları aynı neslin üretim içerisindeki durumu gözlemlenerek anlaşılabilmektedir. Ancak bizim ülke­mizdeki yöneticiler o kadar ileri görüşlülerdir ki yaptık­ları bir şeyin işe yaramayacağını anlamaları için sadece 1 yıl yetmektedir.

Liselerimiz açısından bu yıla damgasını vuran olay ise ortaokulu bitirmiş öğrencilerin kayıtları sırasında ya­şanmıştır. Çünkü birçok öğrencinin kayıt yaptırdığı düz liseler bu yıl tamamen ortadan kaldırılmış yerine gökten Anadolu liseleri indirilmiştir ki bunların da kontenjanları yeterince azdır. Anadolu liselerinden arda kalanlar ise büyük çoğunlukta İmam Hatip Liselerine dönüştürülmüş bir kısmı da, meslek liseleri olmuştur.

Elbette İmam Hatip Liselerinin bu kadar yoğunlukta olmasının sebebi sadece AKP'nin dinci- gerici bir eğitim istemesinden kaynaklanmamaktadır. Meselenin esasını ülkedeki eğitim sisteminin neo- liberal politikalara uyum sağlatmaya çalışılmasıdır. Tabi, AKP'de neo- liberal po­litikaları kendi ideolojisiyle harmanlamakta ve pek do­ğaldır ki tinerci değil dinci bir nesil istemektedir.

Bunun formülünü de neo- liberal politikaların hayatı­mızda daha fazla yaşam bulmasıyla birlikte artan ara ele­man- kalifiye eleman ihtiyacını karşılayabilmek için meslek liselerini ve imam hatip liselerinin sayılarını art­tırmakta bulmaktadır.

Bizlere dayatılan şey "Anadolu lisesi olmadı mı? Meslek lisesine git, sonra da bir yer de iş bulabilirsen bul zaten bulduğun iş yerinde muhakkak bir taşeron firma vardır orada açlık sınırında çalışmak için yaşa." dır. Eğer ki tercihimiz İmam- Hatip liselerinden yana ol­duysa o zaman işimiz "rahat"tır. Çünkü imam- hatiplile-

rin istihdamı oldukça iyidir ve "ilahiyat okuyan işsiz kalmaz."( Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ). Bu cümle bize Tayyip Erdoğan'ın atama bekleyen öğretmen­ler için söylediği "Her üniversite mezunu iş bulacak diye bir kural yok." cümlesini hatırlamaktadır.

Yukarı da bahsettiğimiz değişikliklerle birlikte yarım milyondan fazla öğrencinin imam hatip liselerine ve ya meslek liselerine kayıt yapmaları istenmektedir. 534 bin öğrencinin imam hatip liselerine ve ya meslek liselere kayıt yaptırmayı istemediği haldeyse geriye tek bir seçe­nek kalıyor o da Açık Öğretim Liseleri.

Neo- liberal politikaların dinci gerici düşüncelerle harmanlandığı eğitim sistemimizden elbette ailelerimizde yeterince kaygılanmaktadır. Bundan kaynaklı ailelerimizi de yanımıza almamızı kolaylaştırmakta ve ailelerimizi de bizimle birlikte mücadelemizin bir aşamasında yanımıza alabilmemiz, neo- liberal politikalar karşısındaki duruşu­muzu güçlendirecek ve etki gücümüzü arttıracaktır.

Gezi ruhuna fişleme barikatı

Yaz sürecinde liselerimiz ile ilgili bir diğer gündemi de devletin yaptığı fişleme saldırıları oluşturmuştu. Bir­çok ilde okul müdürleri tarafından okulların kapalı olma­sına rağmen öğrenciler okullara çağrılarak Gezi direnişinde eylemlere katılan öğretmenlerinin ve arka­daşlarının isimleri istenmiştir.

Bunun yanında da "Öğrenci Tanıma ve Yönlendirme Anketi" adı altında öğrencilere; siyasi çalışmalara katıl­maya, mitinglere ve gösterilere katılma konusunda istekli olmaya, politikayla yakından ilgilenmeye dair sorular so­rulmuştur.

Devletin bu gibi saldırıları elbette olacaktır. Çünkü Gezi direnişi boyunca ayaklanan kitlenin içerisinde liseli kitlesi de oldukça büyük bir yer tutmaktadır. Bu da ege­menlerin korkusunu büyütmeye yetmektedir.

Bizlere devletin liselere dair neo- liberal politikala­rıyla ve fişlemesiyle, yapacağımız seçimler dayatılmak­tadır. Tabi ki burada bizlere düşen görev sistem tarafından tercih etmeye zorlandığımız seçeneklere değil kendi yolumuzu direniş yollarıyla birleştirerek seçimi­mizi örgütlenmekten ve direnişi büyütmekten yana yapa­cağız çünkü bizlere başka yol bırakılmamaktadır!



YDG son sayılar-Arşiv

asd 

Gezi okul