YDG Konferası’ndan izlenim: “Süreci gençliğin ortak mücadelesi ile karşılıyoruz”

Devletin kendini devrimci, demokrat ve yurtsever olarak tanımlayan herkese saldırılarını artırdığı, emekçi halkın bedel ödeyerek kazandığı demokrasi kırıntılarını bile yok etmeye çalıştığı bir dönemde YDG, 11. Konferansını gerçekleştirdi. Yüzlerce şehit, binlerce tutsak verilen, başta Kürt halkı olmak üzere ezilen milliyetlere imha politikası uygulanan, emekçi halka, kadınlara, öğrenci gençliğe LGBTİ+’lara saldırının katmerlendiği bu dönemde YDG Konferansı ve YDG’nin nasıl bir yönelim belirleyeceği daha bir önemli hale geldi.ydg konferansi

Politik atmosfere bakıldığı zaman; Suriye’de yaşanan 5 senelik savaşın önemli gerçeklikleri doğurduğunu söyleyebiliriz. Rusya’nın pazarı ABD’nin arsuzu olan Suriye’de süreç Rojava gerçekliğini doğurmuştur. Rojava varolduğu günden bu yana TC devleti, Kürt halkına karşı saldırılarını artırmış, sınırında Rojava gibi bir devlete tahammülünün olmayacağını göstermiştir.

Bu politik atmosfer, ülke içerisinde ve dışarısında özgürlük mücadelesi veren Kürt halkına saldırıların olduğu bu dönem doğal olarak YDG’nin kampanya ve politikalarını etkiledi. Geçen sene “Faşist abluka ve yasaklar değil direniş kazanacak!” kampanyası örülmüştü bu sene ise “O halde direnmeli!” dedi YDG. Baktığımız zaman iki senedir politika ve sürecin zorunluluğu olarak Kürt halkına bir yönelim var. TC devleti Kürt halkının şehirlerini yakıp yıktı, çoluk çocuk, genç, yaşlı demeden katletti en sonunda ise Türkiye’de milyonlarca insanın oyunu alıp meclise giren HDP milletvekillerini tutuklayıp belediyelere kayyum atadı. Yaşadığımız coğrafyanın en yakıcı sorunu Kürt sorunudur. Bu soruna dokunabilmek adına atılan adımlar var. Gerçek şu ki böylesi adımlar atmayan örgütler ya silinip yok olacak ya da gelecekte hesap vermek mecburiyetinde kalacaklardır. YDG geçen sene OHAL olmasına rağmen Gever inşa sürecini örüşüyle böylesi bir cüreti kuşanabileceğini göstermiştir. YDG, bu perspektif ile önündeki süreci örmek için bir yönelim çizdi.

Konferansın ana gündemlerinden biri de birleşik mücadelenin önemiydi. TC devleti varolageldiği günden bu yana devrimci gençlik ile halk kitleleri arasındaki bağı koparmak için büyük bir uğraş veriyor, devrimci gençliğin halkın gözündeki meşruluğunu yok etmeye çalışıyor. Bugün bulunduğumuz nokta itibari ile devrimcilik yapmak, doğruları söylemek devletin politikalarını teşhir etmek zaten içeride ve dışarıda bataklığa saplanan TC devletini fazlasıyla rahatsız ediyor. Bu sebeptendir ki devlet kendisi aleyhine ağızdan çıkan fısıltılara bile tahammül edemiyor. Muhalif her kesim devletin saldırılarından nasibini aldı ve almaya devam edecek. Gücü ve niceliği ortada olan devrimci kurumların saldırıları beraber omuzlaması ve kitlelerle bütünleşebilmesi gelinen nokta itibari ile beraber hareket etmesine bağlıdır.

Devrimcileri var eden, devrimi yapan kitlelerdir. Bu noktada kitlelerle ne kadar bütünleşebildiğimizle doğru orantılı olarak gücümüzü ve etkimizi artırırız. Beraber hareket ederek birbirimizin alanını genişletebilir, birbirimizi ileri götürebiliriz. Böylesi bir çalışma tarzı devrimcilerin etki gücünü de artıracaktır. Süreç kimsenin tek başına omuzlayabileceği bir süreç değildir. Devrimciler de bunun farkındadır, nitekim YDG’nin 11. Konferansını selamlayan devrimci gençlik kurumları da birlikte mücadelenin üzerinde durmuş, beraberlik vurgusu yapmıştır. Gençlik örgütleri beraber hareket edip çalışma tarzlarını ileri götürebildikleri oranda sürece dokunabilecek kitlelerle buluşabileceklerdir.

YDG 11. Konferansını başarı ile sonlandırdı, kendisine bir yıllık bir yönelim çizdi. Yaşanan iç ve dış politik gelişmeler bize sürecin daha de keskinleşeceğini gösteriyor. Devrimcilerin görev ve sorumluluklarının arttığı bir süreç bu. YDG çizdiği politik yönelim ile beraber doğru çalışma tarzını oturtmasıyla sürece dokunabilecek bir noktaya varacaktır.

Bir YDG’li



YDG son sayılar-Arşiv

asd 

Gezi okul