Ajitasyon ve Propagandanın Tanımı, Farkları ve Önemi

ydgAjitasyon

Ajitasyon, Fransızca kökenli bir sözcük olup “kışkırtma” anlamına gelmektedir. Ajitasyonun amacı bir konuyu sıradan, olduğu gibi anlatmak yerine karşıdaki kişinin duygularına hitap ederek onun heyecana, coşkuya veya öfkeye kapılmasını sağlamaktır.

Sistem tarafından bu yöntem oldukça geniş yelpazede kullanılmaktadır. Kitle iletişim araçları ile yaptığı ajitasyonlarla kitlenin bilincinde bulanıklıklar yaşamasına neden olmaktadırlar. Dikkat ederseniz sistem tarafından ön plana çıkartılmış isimler (bakanlar, şarkıcılar, “muhalifler” vs) genelde sözlü ajitasyonda yetkin olan kişiler olmaktadır.

Elbette ki ajitasyon, devrimci mücadele açısından ele alındığında tamamen farklı bir içeriğe bürünür. Burada amaç, bilinç bulanıklığı yaratmak, kitleyi uyutmak değildir; aksine kitlenin düşünmesini, sorgulamasını, hissetmesini sağlamak amacıyla herkesin bilebileceği bir olgudan, olaydan yararlanarak o olaydaki çelişki ve haksızlığı belirterek bunlara karşı kitlede bir hoşnutsuzluk ve öfke yaratmaktır.

Ajitasyon mücadelemiz açısından oldukça önemli bir yerde durmaktadır. Daha geniş kitlelere ulaşmak için bizlerin kullanabileceği yegane araçlardan biridir. İyi bir ajitatör olmak için bir takım kriterlere uymak gerekmektedir.

- Asla kibirli olma hakkına sahip değiliz. En azından ajitatörlük görevini yerine getirirken bu noktada çok dikkatli olunması gerekmektedir. Çünkü karşımızdaki insan “aptal” değildir ve biz eğer ona bu şekilde yaklaşıyorsak da bunu anlaması işten bile değildir.

- Düşünsel anlamda gelişmiş olmalıyız. Çok okumalı (tabii ihtiyaca uygun ve planlı bir şekilde) ve sürekli kendimizi geliştiriyor olmalıyız.

- Dili açık ve anlaşılır kullanmalıyız.

- Gerçekçi olmalı, güçlükleri açıkça ortaya koymaktan kaçınmamalıyız.

- Hedef kitlemizin düzeyinin ve beklentilerinin farkında olarak çalışmamızı yapmalıyız.

- Ajitasyon için belirlediğimiz konuya hazırlık yaparak gitmeli ancak sohbet esnasında planladığımız biçimden uzaklaşıyorsa da bundan çekinmemeli, ne kendimizi ne de karşımızdaki bu konuda pek de sınırlamamalıyız.

- Sorulan soruyu duymazlıktan gelmemeli, cevaplandırabiliyorsak, yine açık ve anlaşılır bir biçimde konuşmalı; cevabını bilmiyorsak da dürüst olmalı, lafı dolandırıp soruyu arada kaynatma yerine açıkça “Gerçekten ben de bilmiyorum. Ama araştıracağım mutlaka” diyebilmeli hatta “Beraber araştıralım, sonra da tartışalım” gibi öneriler sunarak ilişkimizi geliştirmeli ve onu da araştırmaya yönlendirmeliyiz.

- İnsanları harekete geçirebilmek, onların artık sistemi sorgular hale gelmesini sağlamak çok değerli bir kazanımdır. Bunun için ajitasyon elbette önemli bir yerde durmaktadır ancak karşımızdaki insanın da konuşmasını sağlamak gerekir. Bunun için de öncelikle her şeyi biliyor havasında o insana yaklaşmamak gerek. Yani salt kendimizi öğretmen, karşımızdakini öğrenci görmek hem devrimci anlayışımıza uymaz hem de karşımızdaki ile aramıza kendimiz bir sınır katmış oluruz, böylelikle sağlıklı bir ilişki yakalama gibi bir gerçekliğimiz olmaz. Bunun yerine konuştuğumuz konuya dair onun fikirlerine değer verdiğimizi hissettirerek onun sorgulamasını sağlamalıyız. “Sen ne dersin?”, “Sence nasıl olmalı?”, “Bu başka ne anlama gelebilir ki!” gibi sorularla onu da tartışma sürecine katabilmeliyiz.

- Ajitasyonda önemli bir nokta da ajitasyonun olumlu yönde yapılmasının etkili bir yöntem olduğudur. Mesela; “Kahrolsun emperyalizm!” demek yerine “Yaşasın anti-emperyalist mücadelemiz!” demek daha ajite edicidir.

- Ajitatör gerek dürüstlüğüyle gerekse de yaşam tarzıyla örnek olmalıdır. Çünkü iyi bir ajitatör olmak için anda gelişen olaylara dolayısıyla kitleye önderlik edebilmeli ve manevi inisiyatif sahibi olabilmelidir.

- Ajitasyonda tarzımıza dikkat etmeliyiz. Dogmatik olmamalı, hazırlıklı, donanımlı olmalı ve kitlenin niteliğini bilmemiz gerekir. Bunlara uyulmadan yaptığımız ajitasyonlar asla hedefimize hizmet etmezler.

Propaganda

Propaganda ise Latince “propagare” kökünden türemiştir. Bu kelime ise “yeni fidanlar elde etmek üzere toprağı ekme” anlamına gelmektedir. İlk olarak Roma Katolik Kilisesi tarafından sosyolojik manada “fikirlerin yayılması” anlamına gelecek şekilde kullanılmıştır. Yani propaganda; bir öğreti, düşünce ve inancı başkalarına tanıtma, benimsetme demektir. Propaganda iç ve dış siyasette kullanılan en önemli unsurlardan biridir.

Propaganda devrimci mücadelenin yükseltilmesi özellikle örgütlenmenin arttırılması için en temel yöntemdir. Çünkü doğru fikirler (ki biz devrimci düşüncelerimizin en doğru, en bilimsel düşünceler olduğunun farkındayız!) ancak iyi bir propagandacı aracılığıyla canlı, ilgi uyandıran ve karşımızdakini devrimci tarzda uyararak onların görüş ufkunu açan, alternatifsiz olmadığını kanıtlayan etkili bir araca dönüştürülebilir. İyi bir propagandacı olmak için de yukarıda saydığımız özelliklere sahip olmak gerekir ama bu konu daha kapsamlı olduğundan daha gelişmiş yöntemlerimiz olmalıdır.

- Karşımızdaki insanı dinlememiz çok önemli. Çünkü biliyoruz ki insan kazanmada birebir ilişki, sözlü iletişim esastır. Buna ek olarak karşımızdakinin çarpıtılmış bilincini doğrultmak istiyorsak da önceliğimiz onların kafalarında oluşan yanlışları bilmektir.

- Propaganda yaparken konuşmalarımız ben-merkezci bir biçimde ilerlememelidir.

- Teorik bir temelimiz ve sağlam bir bilgi donanımımızın olması gerekir.

- Propagandist temel çelişkileri iyi kavramış olmalı ki görevini yerine getirebilsin.

- Karşımızdaki insanı ciddiye almalıyız. Bunu ona nasıl belli edebiliriz? Düşüncelerini alarak bunun önemli olduğunu hissettirmek ilk adımdır. Önceden hazırlıklı gitmek, ilişkiyi planlı ve kararlı bir şekilde yürütmek de hem onu ciddiye aldığımızın bir göstergesi olur hem de örgütlenme yönünde karşımızdakine adım attırır.

- Sabırlı olmalı ve karşımızdakinde yer etmesi gereken noktaları sık sık tekrar etmeliyiz. Çünkü en haklısı, en doğrusu, en çarpıcı olsa bile, sabırlı ve uzun soluklu bir örgütsel anlayışla birleşmediği sürece hiçbir fikrimiz kendi başına mucizeler yaratamaz.

Propaganda yaparken birçok düşünceyi birbirleriyle bağlı bir bütün oluşturacak şekilde ortaya koymaya çalışmalıyız. Propaganda yapmanın esaslarından biri de merkezi bir yayın organına sahip olunması gerekliliğidir. Lenin yoldaş bu konuda şöyle söylemektedir: “Ben sadece, teorik gerçekleri, taktik ilkeleri, genel örgütlenme görevlerini ve herhangi bir an için tüm Parti’nin genel görevlerini geliştirip ortaya çıkaran gazetenin, Parti’nin ideolojik önderi olabileceği ve olması da gerektiğini belirtmekle yetineceğim.” (Lenin- Bir Yoldaşa Örgütsel Görevlerimiz Üzerine Mektup)

Ajitasyon ve propaganda birbirinden farklıdır ancak aralarındaki kalın bir çizgi yoktur; dolayısıyla araya kesin çizgiler koymaya çalışmak dogmatizmdir.

Ajitasyon- propaganda devrimci mücadelenin bel kemiğidir. Bunların farklılıklarını yukarıda aktarmaya çalıştık ancak bunu örneklerle de daha anlaşılır bir hale getirebiliriz. Diyelim ki bir grev hakkında ajitasyon hazırlayacağız. Bizim burada yapmamız gereken olayın sistemle ilgisini sentezlemekten çok olaya ilgiyi arttırmayı, insanların duyarlı davranmaya itecek örnekler bulup sunmaktır. İşçinin ailesini üç kuruşluk maaşıyla geçindiremeyeceğini anlatmak, çocuğunu okuturken yaşadığı zorlukları anlatmak ajitatörün işidir. Ancak bu örnek üzerinden daha teorisel bir çizgi izleyerek tek tek tüm bu bağlantıları birleştirip bunun sistemden kaynaklandığını anlatmak ve alternatif sunmak da bir propagandacının işidir.

Ama bu demek değildir ki bir ajitatör asla propaganda yapamaz ya da bir propagandacı sadece kuramsal konuşur ve ajitasyon çekemez. Aksine propaganda yaparken ajitasyon kullanmazsanız karşınızdaki kişiye bunun önemini gerçekten kavratamazsınız. Zaten ajitasyon ve propaganda iç içe geçmiş mücadele biçimleridir. Bunlar sadece yaptığımız işin esas amacını belirlemek amacıyla kullandığımız terimlerin tam olarak ne anlama geldiğini öğrenip ne iş yaptığımızı bilmemiz demektir.

— Ajitasyonda duygusal yön ağır basarken, propaganda daha kapsamlı olduğundan mantıksal yön ağırlıklıdır.

— İletişime geçtiğimiz zaman önceliğin ajitasyona mı propagandaya mı verilmesi kararı ancak ve ancak hedefimizin ne olduğunun net olması ve ilişkinin niteliğinin bilinmesi ile mümkün olur.

Ajitasyon ve propaganda bizim için, bizim mücadelemizi yükseltmemiz ve örgütlenme çalışması yapabilmemiz için elimizdeki tek araçtır. Bu yüzden de bu konularda yetkinleşmeli ve elimizden geldiğince kendimizi ve çevremizdekileri geliştirmeliyiz.

 

İstanbul’dan bir YDG’li

 

 


 



YDG son sayılar-Arşiv

ydg 9 

Gezi okul