#BAŞKALDIRIYORUZ Polis Defol Üniversiteler Bizimdir!

27 Mayıs'ta başlayan ve 31 Mayıs'tan itibaren bir ayaklanmaya dönüşen Taksim Gezi direnişinin yarattığı sinerjinin etkilerinin sürdüğü ve hareketin yeni patlamalar için güç biriktirdiği bir süreci yaşıyoruz.

Kısa süre içinde ülkenin dört bir yanında milyonlarca insanın devlet/polis şiddetine karşın sokakları doldurduğu, barikat barikat direndiği ve korku duvarlarını yıktığı günleri yaşadık. Ezilen, sömürülen, horlanan tüm kesimlerin doğrudan içinde yer aldığı, bileşeni olduğu Haziran Ayaklanması aynı zamanda kitlelerin birlikte mücadele etme ve dayanışmayı büyütme bağlamında önemli birikimler yarattığı bir sürece ev sahipliği yaptı. Yığınlar, faşist teröre kendi yöntemleri ve geliştirdikleri dille karşı koyarken tüm yaratıcılıklarını ortaya serdi. Orantısız zeka esprileri, sloganları isyanın en öne çıkan yanları oldu.

Ayaklanmanın kuşkusuz en çok konuşulan, üzerinde yorum- polemik yapılan kesimi ise biz gençlik-halk gençliği oldu. Barikat başlarındaki militan tavırları, bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi ve yaratıcılığıyla gençlik sürecin en hareketli ve dinamik öznesiydi. Halk gençliği direnişin adım adım örülmesinde, devlet güçlerinin püskürtülmesinde ve alanların kazanılması önemli bir rol oynadı. Bu mücadelede Ethem'i, Mehmet'i, Abdullah'ı ve Amed Lice'de Me-deni'yi ölümsüzler kervanına uğurladık.

Haziran Ayaklanmasıyla adeta özdeşleşen "bu daha başlangıç mücadeleye devam" şiarı geleceğin sahibi biz gençlik için özel bir önem ifade ediyor.

"Anlat Tayyip Anlat heyecanlı Oluyor"

Çünkü düzenin sahipleri biz gençliğe karanlık bir gelecek vaat ediyor. Yürürlüğe sokulan neo-liberal politikalarla eğitim hakkımızın her gün biraz daha gasp edildiği, parası olmayan için eğitimin giderek daha fazla zorlaştığı günleri yaşıyoruz. Bologna Projesi çerçevesinde eğitimde atılan adımlarla, adeta mantar gibi türeyen özel üniversitelerle, dershaneler yetmezmiş gibi şimdide dershanelerin özel okullara dönüştürülmesi projeleriyle eğitim hakkımızın önüne kalın duvarlar çekiliyor.

4+4+4 ile ilköğretimden liseye, YÖK Yasa Tasarısı ile yükseköğretimde daha gerici ve yoz ve ezberci bir eğitim sistemini inşa etmenin derdine düşen egemenler, gerçekte eğitimi ayrıcalıklı bir kesimin ulaşabileceği bir alan haline getirmeyi, buna ulaşamayan geniş bir kesimi ucuz işgücü olarak sömürmeyi hedeflemektedir. Hâkim sınıfların saldırıları yalnızca bununla sınırlı değildir.

Ne düşüneceğimize, nasıl yaşayacağımıza, ne dinleyeceğimize kadar yaşamımızın her alanına küstahça müdahale eden AKP hükümeti, toplumu daha fazla muhafazakarlaştırma politikalarını yaşama geçirirken her adımda biz gençliğe saldırmaktan geri durmuyor. Her konuşmasında biz gençliğe hakaret eden, sözü bir şekilde gençliğe getiren Erdoğan'ın tutumu, bu yaklaşımın en yalın ve açık halini yansıtmaktadır. Başbakanından bakanlarına devletin her kademesinden yetkilinin biz gençliği dillerinden düşürmemelerin gerçek nedeni ise bizden duydukları korkudur.

"Direnişe Hoş Geldiniz"

Sistemin sahiplerinin bizler için daha fazla ölüm, açlık ve sömürü anlamına gelen politikalarına karşı sokağa çıkanların en önünde gençliğin olması bu korkunun nedenidir. Erdoğan'a ODTÜ'yü dar eden, Gezi Ayaklanmasında direnişi ve yaratıcılığı ile göz dolduran biz gençlik, onların kabusu olmuştur. Sistemin üniversitelerin açılmasıyla birlikte tüm güçlerini seferber ederek teyakkuza geçmesi bundandır. Onlar, bizim Haziran ayaklanmasında geleceğimize sahip çıkacağımıza; hak ve özgürlüklerimize sahip çıkacağımıza dair mesajımız doğru okumaktadır.

"Eylül Sen-dromu" direnişin büyümesinden duydukları telaşın bir ürünüdür.

Koca bir ülkeyi gözaltı ve tutuklamalar, yasaklarla hapis­haneye çevirmek isteyen AKP hükümeti bu hedefine üni­versitelerimizi de dahil etmiştir. Bugüne kadar hak ve özgürlük talebimize ÖGB'lerle saldıranlar, mücadelemizin gelişeceği öngörüsüyle mevzilerini tahkim etme yoluna gitmiştir. Bundan sonra okullarımızda ÖGB'ler yerine doğrudan polis görev alacaktır. Böylece egemenler, özerk, demokratik üniversite talebimizi bastırmanın hesaplarını yapmaktadır. Bizden Ethem'i, Abdullah'ı, Mehmet'i, Ali İsmail'i ve Medeni'yi katledenlerle aynı kampüste yan yana oturmamız, onlarla aynı yemekhanede yemek yeme­miz istenmektedir.

"Üniversiteler Bizimdir"

Yeni Demokrat Gençlik olarak üniversitelerimize poli­sin sokulmasına böylece özerk, demokratik üniversite; bi­limsel, parasız, ana dilde eğitim, mücadelemizin engellenmek istenmesine karşı sesimizi yükselteceğiz.

YDG olarak "#BAŞKALDIRIYORUZ; Polis Defol, Üniversiteler Bizimdir" şiarıyla bir kampanyanın startını veriyoruz. Kampanyamız, temelde eğitim hakkımıza sahip çıktığımız, taleplerimizi daha fazla haykırdığımız buradan hareketle Taksim Gezi Ayaklanmasıyla geniş yığınlar nez-dinde daha fazla teşhir olmuş polisin üniversitelerden uzaklaştırılması somut talebiyle yürütülecektir.

Faaliyetimizin bulunduğu hemen her alanda hazırlık toplantılarında, amaç ve hedeflerini, içeriğini tartıştığımız kampanyamız devlet/polis terörünü teşhir ettiğimiz, özerk, demokratik üniversite talebimizin daha güçlü bir şekilde dile getirdiğimiz bir sürece ev sahipliği yapacaktır. YÖK Yasa Tasarısının geri çekilmesi, Bologna Projesinin iptal edilmesi, eğitim hakkı kapsamında temel taleplerimizdir.

Taksim Gezi Ayaklanmasının kampanyamızın temel çıkış noktası olmasından hareketle; Gezi şehitlerinin so­rumlularının bulunması ve cezalandırılması, Gezi tutsakla­rının serbest bırakılması; Gezi parkının açılması, Gezi Parkında Topçu Kış­ları ve AVM Projesinin ip­tali taleplerimizdendir. Elbette, milyonlarca insa­nın sokağa çıkmasında ha­tırı sayılır bir yeri olan polis terörünün bir an önce son bulması taleplerimizin arasında yer almaktadır.

YDG divan toplantı­sıyla birlikte ete kemiğe büründürerek daha da so-mutlayacağımız kampan­yamız, tüm alanlarda biz YDG'lilerin enerjik, yaratıcı ve özverili faaliyetleriyle iler­leyecek, gelişecektir.

Belirlenen bu hedefler doğrultusunda, ajitasyon ve pro­paganda bağlamında, Gezinin "orantısız zeka"sından ilham alarak yaratıcı bir tarz geliştirmek elimizdedir.

Kam­panya kapsamında çıkarılacak merkezi afiş ve broşürün dı­şında, şiarımızın yazılı olduğu önlükler, şapkalar çıkarmak, duvar gazeteleri hazırlamak, düzenli stantlar açmak, bu stantlarda Gezi şehitlerini, direnişini ve taleplerimizi gö­rünü hale getirmek, okullarımıza taleplerimizin, Gezi şe­hitlerinin olduğu pankartlar asmak, YDG dağıtımlarını kitlesel bir biçimde üniversitenin ya da kentin merkezi yer­lerinde sesli ajitasyonlarla dağıtmak yapılabilecekler ara­sındadır.

Daha Güçlü Bir YDG!

Bununla birlikte her alanın kendi özgül gündemleriyle kampanyayı işlemesi faaliyetimizin etkisini büyütecektir. Sözgelimi; Antakya, Gezi Ayaklamasında iki şehit vermiş, Suriye gündemini ise olanca ağırlığıyla yaşayan bir bölge­dir. Bu alanda kampanyamızı Suriye'deki son gelişmeler, TC'nin buradaki rolü ve devlet/polis terörü üzerinden yü­rütmek daha etkili olacaktır.

Benzer biçimde Amed de, Ro-java'da yaşanan gelişmeleri ve Medeni'nin katledilmesini kampanya gündemleriyle birleştirmek doğru olacaktır.

Kampanyamız ağırlıklı olarak üniversiteleri hedeflese de liselerde etkin bir biçimde yürütülmelidir. Eğitimin pa­ralı hale getirilmesi, eğitim hakkının gasp edilmesi ve fa­şist disiplin yönetmeliği bağlamında kampanyamız liselerde etkin bir biçimde yürütülmelidir.

Kampanya boyunca YDG örgütlülüklerinin geliştiril­mesi, kurumsallaşması yönünde adım atma; çevre çeperi­mizde bulunan ilişkileri örgütleme hedefiyle hareket etmek gerekecektir. Daha canlı, daha politik ve sürece daha fazla müdahale eden bir YDG yaratmayı önümüze hedef olarak koymamız doğru olandır. Kampanyamız bakımından önemli gündemlerden biri 6 Kasım olacaktır.

Yerel 6 Kasım eylemleriyle karşı karşıya getirmeden merkezi dü­zeyde gençlik örgütleri tarafından gerçekleştirilecek güçlü, birleşik ve kitlesel bir 6 Kasım protestosu gençliğin gün­demlerinin geniş emekçi kesimlere ulaşmasına daha fazla hizmet edecektir.

Kampanya boyunca diğer gençlik örgütleriyle görüş­meler yapmak, ortaklaşabildiğimiz gündemler etrafından ortak hareket etmeyi, birlikte iş yapmayı zorlamak doğru olacaktır.

Haziran Ayaklanmasında başkaldırdık, isyanımız "Eylül Sendrom"larınızı gerçek kılacak; üniversiteleri­mize sahip çıkacak, polisi def edeceğiz.

Gezi şehitleri­nin bize devrettiği direniş bayrağını yükseltecek, onları unutmayacağız!



YDG son sayılar-Arşiv

asd 

Gezi okul